Bu kitapla ilgili bilgim, gazetenin anlattiklariyla sinirli. Sinirli ama ne kadar fantastik oldugunu gosterecek kadar veri de var elimizde. Ne diyor?
Atatürk milliyetçiliği, kapalı bir toplum anlayışını reddeder ve gerekli durumlarda çağdaşlaşmaya katkı sağlayabilecek başka ülkelerin deneyimlerinden yararlanmayı önerir.
Ümmetçiliğe karşıdır. Çağdaş ve laik bir milliyetçiliktir.
Her kesimde Ulusal kimlik bilincinin canlı tutulmasını ister. Dini, mezhebi etnik kökeni ne olursa olsun kendini Türk kabul eden herkesi Türk sayar.
Vatanı kaybetmek atayı, kendini, evladını, suyunu, ekmeğini, aşını, nefesini hepsinden öte kimliğini kaybetmektir.
Vatansız insanların kimliği yoktur, tutsak ve köleden öte. Özgürlük kara toprağa kanlarını akıtan vatandaşların hakkıdır. Bu uğurda canlarını seve seve verenler. Ölümlerin en kutsalı olan şehit mertebesiyle taçlandırırlar.
Cagdasligini moderinligini geciyorum da lutfen bir allahin kulu da cikip bana su sehitlik mertebesini anlatsin. Allahi kitabi kapidan sokmayan bu adamlar isin icinde olu olunca nasil da yapisiyor en 'ulu' mertebenin tasaklarina, lutfen aciklasin. Inanin sadece bunu anlamak istiyorum.
Ve tabii en sevdigim bolum:
Kitapta, dönem dönem dile getirilen 'Atatürk diktatördü' tartışmasına yer veriliyor. Atatürk'e yaklaşan bir genç, "Paşam, size diktatör diyorlar, ne dersiniz" diye soruyor. Atatürk, gence dönerek, "Ben diktatör olsaydım, sen bana şimdi bu soruyu soramazdın" yanıtı veriyor. Atatürk'e yönelik suiskastlar da çizgiyle işleniyor. Suikastçısıyla yüzleşen Ataürk'ün tabancasını vererek, "Mustafa Kemal benim, haydi öldür" demesi ve suikastçının diz çökerek ağlamaya başlaması anlatılıyor.
Bu kitabi bulmak, okumak, murekkebini yalaya yalaya icime hapsetmek istiyorum. Iletisim adresim, nickimin gotune koyacaginiz bir gmail ibaresine bakar. Bana bu kitabi bulana su sag tarafta 40 yil link verecegim. Bu kiyagi da herkese yapmam.
kandanadam benim, haydi oldur! (ve o muhtesem diz cokus ani, ve gozyaslari, ve perde)




